Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?

Türk Hukuku’nda Anlaşmalı Boşanma adı verilen boşanma çeşidi son yıllarda oldukça yaygınlaşmıştır. Uzun dava süreleri yorucu ve yıpratıcı olabilmektedir.Bu nedenle taraflar eğer boşanma ve boşanma nedeniyle ortaya çıkacak velayet, nafaka, mal paylaşımı, ziynet eşyalarının paylaşımı gibi sebepler üzerinde anlaşmışlarsa çok kısa bir sürede boşanma gerçekleşmektedir. Aşağıda anlaşmalı boşanma davası ile ilgili bilgilere yer verilmiş olup çekişmeli boşanma davası ve nafaka türleri ile bilgilere sitemizdeki diğer makalelerden kolayca ulaşabilirsiniz.

Türk Hukuku’nda Anlaşmalı Boşanma adı verilen boşanma çeşidi, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Buna göre ;  "Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması yada bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde,evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim tarafların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”

Türk Medeni Kanunu’na göre anlaşmalı boşanma yapabilmek için gerekli şartlar aşağıda sayılmıştır.

1-) Taraflar Arasında Evlilik En Az 1 Yıl Sürmüş Olmalıdır.

Tarafların resmi olarak evlendikleri tarih üzerinden en az bir yıl geçmiş olmalıdır. Anlaşmalı boşanma için getirilmiş olan evlilik birliğinin en az bir yıldır sürüyor olması şartı, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1 maddesinde yer alan evlilik birliğinin temelinden sarsılması , nedeni ile boşanma halinde aranmaz. Boşanma davası açabilme süreleri bakımından diğer boşanma nedenlerini incelediğimizde ;

a. Zina sebebi ile boşanma davasında zina nedeninin öğrenilme tarihinden başlayarak 6 ay içerisinde dava açılması gerekir.

b. Hayata Kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile açılacak boşanma davasının eylemin gerçekleşmesinden itibaren 6 ay içerisinde açılması gereklidir.

c. Suç işleme nedeniyle boşanma davası ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davalarında , bu durumlar neticesinde suç işleyen veya haysiyetsiz hayat süren eşle birlikte yaşaması kendisinden beklenmeyecek eş için dava açamaya yönelik bir süre kısıtı yoktur. Bu dava her zaman açılabilir.

d. Terk sebebi ile boşanma davası açabilmenin şartı olarak , evden ayrılıp en az altı ay boyunca geri dönmeyen veya eşi evden kovan tarafa ihtar çekilmesi gerektiği belirtilmektedir.

e. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açabilmek için kanun koyucu süre şartı getirmemiş fakat, akıl hastalığının geçmesi yönünde olanak olmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tasdik edilmesi gerekmektedir.

Boşanma davasının reddine karar verilmişse, kararın kesinleşmesini takip eden üç yıl içerisinde eşler arasında ortak hayat yeniden kurulamamış ise, eşlerden birinin talebi üzerine hakim boşanmaya karar verecektir.

Türk Medeni Kanunu’nun boşanmaya dair diğer maddelerinde boşanma davası açabilmek için belirli bir sürenin geçmesi şartı aranmazken , anlaşmalı boşanmaya ilişkin 166/3. maddesi anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evlilik birliğinin en az bir yıldır sürüyor olması şartını koşmaktadır. Belirtilen bir yıllık süre geçmeden anlaşmalı boşanma davası açmak mümkün değildir. Bu süre şartı nedeniyle boşanmak isteyen fakat evlilikleri bir yılı doldurmamış olan çiftler, anlaşmalı boşanma yerine, Türk Medeni Kanunu’nun  166/1. maddesine göre şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma yoluna gitmektedir. Ancak bu sefer de davada kusur ispatı gerekmekte, şiddetli geçimsizliğim ispatı için taraflar şahit göstermek zorunda kalmaktadır.


2-) Anlaşmalı Boşanma Başvuru Şartları


Anlaşmalı boşanma davası için eşlerin mahkemeye birlikte başvuru yapmaları veya bir eşin açmış olduğu davayı diğer eşin kabul etmiş olması gerekir. Türk Medeni Kanunu’nda eşlerin birlikte mahkemeye başvuru yapması olarak bahsedilmişse de , pratikte bu durum mümkün olmamaktadır. Her iki tarafın birden davacı konumunda olması halinde , dosyada davalı olmayacak, veya hasımsız bir dava söz konusu olacaktır. Kanun ifadesi de aslında anlaşmalı boşanma davasının hasımsız olmasına yöneliktir. Anlaşmalı boşanma davasında hasım gösterilmesi , yapılan işlemin ruhuna aykırıdır. Taraflar boşanma şartlarında anlaşmış olduklarından birisinin davacı diğerinin davalı olması mantıklı görünmemektedir. Bu durum eğer ki mahkeme önünde bir tarafın anlaşma şartlarından vazgeçmesi halinde, boşanma davası çekişmeli boşanmaya dönüşeceğinden, davayı açmış olan eş boşanmaya konu olabilecek  iddiasını ispatlamak zorunda kalacaktır. 


3-) Hakim Anlaşmalı Boşanmak İsteyen Tarafları Bizzat Dinleyecektir.

Kanunda belirtilen bu şart , tarafların boşanmaya ve boşanmanın şarlarına dair iradelerini serbestçe açıkladıklarına hakimin kanaat getirmesini amaçlamaktadır. Anlaşmalı boşanmak isteyen kişilerin Avukatları olsa da hakimin tarafları duruşmada bizzat dinleyecek olması , Avukatların temsil yetkisini kısıtlayan bir kuraldır. Sayılan diğer boşanma nedenlerinden ötürü açılan davaların hiçbirisinde hakimin tarafları bizzat dinleme şartı mevcut değilken, anlaşmalı boşanmada bu şartın getirilmiş olması, adaletin vazgeçilmez unsuru olarak mesleğini hukuka uygun, dürüstçe, temsil ettiği insanların haklarını en iyi şekilde koruyan kişiler olan Avukatların yetkisi kısıtlamaktır..

4-) Hâkimin Boşanmanın Mali Sonuçları ve Çocukların Durumuna İlişkin Protokol Düzenlemelerini Uygun Bulması Zorunluluğu

Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen tarafların, varsa çocuğun velayeti üzerinde ve boşanmanın mali sonuçları üzerinde mutabakata varmış olmaları elzemdir.  Bu konuda taraflar protokol hazırlayıp mahkemeye sunabilecekleri gibi, mahkemede hükümlerin tutanak altına alınmasıyla da boşanma kararı verilebilir. Boşanmanın mali sonuçlarından kasıt, tarafların karşılıklı olarak nafaka, tazminat taleplerinin olup olmadığı, sahip olunan mal ve eşyaların hangi tarafta ne ölçüde kalacağıdır. Çocukların durumundan kasıt ise, velayetin hangi tarafta kalacağı ve velayeti elinden alınmış tarafın hangi şartlarda çocuk ile görüşeceğini, bireysel yakınlık kurabileceğini düzenlemektedir. Hâkim taraflar açısından menfaat dengesi kurmak amacıyla, tarafların onayını alarak anlaşma hükümlerinde değişiklik yapabilir.

Yukarıda izah ettiğimiz hususların varlığı halinde hâkim başkaca bir delil aramaksızın boşanmaya karar verir. Bu şartlardan biri dahi gerçekleşmemiş olursa TMK 166/3. maddesine göre boşanma kararı verilemeyecektir. Diğer bir deyişle şartlardan birinin dahi gerçekleşmemiş olduğu durumlarda anlaşmalı boşanmadan bahsedilemez.