Mirası Reddetmek İsteyenler Ne Yapmalı?

Miras bırakanın borca batık olduğu durumlarda mirasçıların bundan sorumlu olmaması için “mirasın reddi” müessesi vardır.

Bu yazımızda mirasın reddi hakkında ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup; mirasın reddi süresi, şartları ve sonuçları hakkında detaylı bilgiler makalemizde mevcuttur.

1. Mirasın Reddi Nedir?

Mirasın reddi, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. - 618. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesine göre mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, miras bırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.

Dolayısıyla miras, miras bırakanın ölümü ile mirasçılara bir bütün olarak; intikale elverişli bütün haklar ve borçlar, kendiliğinden geçmektedir. Kural olarak, mirasçıların irade açıklamasında bulunmalarına gerek yoktur.

Miras bırakanın alacak ve borçları mirasçılara geçmekle birlikte mirasçılar bundan sadece tereke ile değil kendi kişisel mal varlıkları ile sorumlu olmaktadırlar. Miras bırakanın borca batık olduğu durumlarda mirasçıların bundan sorumlu olmaması için “mirasın reddi” müessesi vardır.

Mirası yasal ve atanmış mirasçılar reddedebilirler. Yasal mirasçılar, miras bırakanın kan hısımları, evlatlık ve altsoyu ile sağ kalan eştir. Atanmış mirasçılar ise miras bırakanın kendi özgür iradesiyle mirasının bir kısmını veya tamamını belirli bir kişiye bırakmasıyla ortaya çıkarmaktadır.

Ret hakkı ancak miras bırakanın ölümünden sonra kullanılabilmektedir. Zira miras bırakanın ölümü üzerine miras kendiliğinden mirasçılara geçmekte olup, ancak bundan sonra miras reddedilebilmektedir.

Miras bırakan hayattayken mirasçı sıfatı ortadan kaldırılmak isteniyorsa, sözleşme ile mirastan feragat edilmesi mümkündür. Önemle belirtiriz ki mirastan feragat sözleşmesi sözlü olarak yapılamaz. Geçerli bir şekilde mirastan feragat sözleşmesinin yapılabilmesi için mirasçı ile miras bırakan arasında yazılı şekilde ve resmi olarak yapılan bir sözleşmenin varlığı gerekmektedir.

2. Mirasın Reddi Nasıl Yapılır?

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesine göre mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hakimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.

3. Reddi Mirasın Şartları Nedir?

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin 2. fıkrasına göre ‘’ Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.’’ Maddenin ifade tarzından da anlaşılacağı üzere hükmi reddin söz konusu olabilmesi için;

1.      Miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla borç ödemede acze düşmüş olmalıdır.

2.      Miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmalıdır.

Bu şartların varlığı halinde mirasçıların karine olarak mirası reddettikleri kabul edilmektedir. Dolayısıyla mirasçıların bunun için ayrıca Sulh mahkemesine reddi yönündeki beyanlarını sunmalarına gerek yoktur.

Herhangi bir irade açıklamasına gerek olmamakla birlikte ret için bir süre öngörülmemiştir. Bunun tespiti mahkemeden her zaman istenebileceği gibi, tereke alacaklılarının açtıkları davalarda savunma veya yapılan bir icra takibinde itiraz olarak her zaman ileri sürülebilir. Böyle bir itirazın yapılması süreye bağlı değildir. Hakim her olayda durumu takdir etmektedir.

4. Ret Hakkının Kullanılabileceği Süre 

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinin 1. fıkrasına göre ret hakkı üç ay içinde kullanılması gerekmektedir. Ancak, üç aylık sürenin işlemeye başlayacağı an ilgisine göre değişmektedir.

1.      Yasal mirasçılar; Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinin 2. fıkrasına göre ‘’Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.’’

2.      Atanmış mirasçılar; vasiyetle atanmışlarsa, miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren üç ay içinde ret etmelidir. Miras sözleşmesiyle atanma durumu söz konusu ise, üç aylık süre miras bırakanın ölümü öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanmalıdır.

3.      Koruma önlemi olarak terekenin yazımı halinde mirası ret süresi yasal ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin sulh hakimi tarafından kendilerine bildirilmesi ile başlar (Türk Medeni Kanunu’nun 607. maddesi).

4.      Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez. Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar (Türk Medeni Kanunu’nun 608. maddesi).

Türk Medeni Kanunu’nun 615. maddesi gereğince: ‘’Önemli sebeplerin varlığı halinde sulh hakimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir.’’ Böyle bir ret kararı yoksa mirasın reddi için kanunda üç aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür.

5. Mirasın Reddinin Sonuçları Nelerdir?

Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır (Türk Medeni Kanunu’nun 611. maddesi).

Mirasın reddi yasal ve atanmış mirasçılar açısından farklı sonuçlar doğurmaktadır. Farklı sonuçlar aşağıda açıklanmaktadır.

1.      Yasal Mirasçılar Açısından Reddi Mirasın Hukuki Sonuçları:

Mirasın reddi mirasçılık sıfatını geçmişe etkili şekilde sonlandırmaktadır.

Mirasın reddi geçmişe yürüyeceği, başka bir ifadeyle, miras bırakanın ölümü anından itibaren hüküm ve sonuç doğuracağı için mirası reddetmiş olan mirasçı hesaba katılmadan miras paylaştırılır. Eğer mirası reddedenin altsoyu varsa miras payı onlara geçmektedir; yoksa bu durumda onunla aynı zümrede mirasçı olanların miras payı artmaktadır.

- En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir (Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesinin 1. fıkrası). Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesinin 2. fıkrası). En yakın yasal mirasçılardan maksat, miras bırakanın ölümünde, ona en yakın planda ve doğrudan mirasçı olan kimselerdir. Örneğin (M) ölmüş ve geride mirasçı olarak iki çocuğu (A) ve (B) ile eşi (E) kalmıştır. Bu durumda, mirasçıların tümü mirası reddederse, miras sulh mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonucu artma olursa, bu miktar hiç reddetmemiş gibi söz konusu mirasçılara verilir.

Buna karşılık, aynı olayda sadece çocuklar (A) ve (B) mirası reddederse miras ikinci zümreye, tümüyle sağ kalan eşe kalır. Zira, altsoyun tümünün mirası reddetmesi halinde sonuçlar farklıdır. Böyle bir durumda, bunların payı ikinci zümreye değil, sağ kalan eşe geçer (Türk Medeni Kanunu’nun 613. maddesi).

Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulması tasfiyeden önce isteyebilirler (Türk Medeni Kanunu’nun 614. maddesinin 1. fıkrası). Böyle durumda, ret, sulh hakimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirir. Bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar. Bunun üzerine, miras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler önce gelen mirasçılara verilir. (Türk Medeni Kanunu’nun 614. maddesinin 2. fıkrası).

2.      Atanmış Mirasçıların Mirası Reddinin Sonuçları

Atanmış mirasçı da mirası ret etme hakkına sahiptir. Böyle bir durumda miras bırakan aksini öngörememişse, atanmış mirasçının hissesi miras bırakanın en yakın yasal mirasçılarına intikal eder (Türk Medeni Kanunu’nun 61. maddesinin 2. fıkrası). Örneğin, geride sadece iki çocuğu (A) ve (B) kalmış bulunan miras bırakanın terekesinin 1/10’ini (Ü)’ye vasiyet ettiği görülmüş, ancak (Ü) mirası reddetmiştir. Böyle bir durumda (Ü) lehine vasiyet edilmiş olan kısım da (A) ve (B)’nin olacaktır.

6. Mirasın Reddi İçin Özel Vekaletname Gerekir Mi?

Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39. maddesinin 2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur.

Avukat Nazime Kalan/ KAYSERİ